Huzurlu Bir Hayatın Sırrı

Kategori: Genel - 268 viewsYorum Yazın
Huzurlu Bir Hayatın Sırrı

Herkesi bilmem ama çok küçük ve basit bir dünyam var. Bir köyde ebe olarak çalışıyorum ve o köyde 50 metrekare, sobalı bir evde oturuyorum, 3-5 akrabam, 1-2 dostum, eşim ve çocuklarım var hayatımda… Köyde bazen yalnızlık bana zor gelse de, çocukları idare ederken zorluklar yaşasam da, bazen sobayı yakmazsam da,çok mutluyum. Şimdi bunları okuyunca sağlık sorunları olanlar zaten bu yazdıklarımı bir sorun olarak bile görmezler. Bende öyle düşünüyorum, sağlıklıyız, mütevazi bir hayatımız var, çocuklarım ufak ve hep gözümün önündeler.. Bundan daha güzel bir hayat düşünemiyorum. Belki ileride merkeze taşınacağım, geniş, doğal gazlı bir evim olacak. Ama eminim hep bu evdeki günlerimi özlem ile anacağım. Benim hiç köyüm olmadı köyde yaşamak nedir bilmezdim, ilk atanıp geldiğimde şehrin o kargaşasından kopup buralara gelmek beni ürküttü. Fazla tenha ve sessiz geldi bana buralar. Ama şimdi burada çok huzurlu hissediyorum kendimi çocuklarım yazın bahçeye çıkıyor, toz toprak oynuyorlar, muhteşem bir sessizlik ve huzur var, yazın serin, üstüme üstüme gelen binalar yok…
Birçoklarınız okurken imrenir ama böyle bir yerde yaşamaya cesaret edemez belki.. Benim eşim ilk bir yıl bunalıma girdi burada.. Çünkü burası mahrumiyet. Burada başının çaresine bakmayı öğreneceksin, soba yakacaksın, bahçe temizleyeceksin, baca temizleyeceksin… Halbuki bizi ne kadar rahat elde etmeye, her şeyi elimizin altında ve anında bulmaya alıştırdılar değil mi? 24 saat açık marketler, çöpümüzü atan apartman görevlisi, halıları yıkayan halı yıkamacılar, ütücüler, eve gelen temizlikçiler… Yanlış anlamayın bunlara karşı değilim, sonuçta ev hanımı dediğin evin hizmetçisi değil istediği kadarını yapar isterse yardım alır, isterse her işini yaptırır. Ama bu imkanlar bizi biraz kolaycılığa da alıştırdı gibi. Annelerimizi dinleyince psikolojim bozuluyor, ne kadar işi idare ediyorlarmış diye..
Vallahi konuyu tam bağlamayacağım ama kolaycılık yapmayın biraz fazla doğurun diyecektim :)) Bu dünyada onlardan daha kıymetli bir servet bilmiyorum. Bırakın özel bir okula gitmesinler, çok yüksek yerlere de gelmesinler ama çok kardeş olsunlar, mutlu bir evde büyüsünler, imkanlar dahilinde büyüsünler yetinmeyi öğrensinler, her şeyleri de tam olmasın… İnanın hayat, sizin onlara verdiğinizi vermeyecek. Kötü davranacak. Onlara sadece sağlam bir karakter ve sağlam bir ruh sağlığı verin. Sağlam ruh sağlığını nasıl mı vereceksiniz? Bana kalırsa mutlu bir yuva verin, koşulsuz sevin ve her şeye de taviz vermeyin, her şeyi elde etmesin bitti gitti bence.. Ha bide onlarla oynayamıyorsanız en iyi oyun arkadaşı kardeşi olur, güzel olur.
Yazımın başında anlatmak istediğime de değinip konuyu kapatayım. Sade bir yaşantının her zaman daha huzur verici olduğunu düşünüyorum. Huzur bulmak istiyorsanız, atın o sürekli silip silip de bir köşeye koyduğunuz eşyaları, gereksiz hizmet ettiğiniz her şeyi.. Gereksiz insanları atın hayatınızdan, az olsun, candan olsun.. Küçük bir dünyanız, az eşyanız, bir sürü de çocuklarınız olsun, sizden zengini olmaz bence:))


Didem Ararat

Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!