Duygu Kimdir ?

Kategori: Bir Kadın Bir Hikaye - 241 viewsYorum Yazın
Duygu Kimdir ?
Bir önceki yazımda bahsetmiştim size gerçek hayatlar ve gerçek kadınlar yer alacak bu sitede diye tabi gerçeklik kavramı biraz akılları karıştırmış sanırım. Burda gerçeklikten kastım hayatın toz pembe ucunda durmayan ve koşuşturmaca içinde kadın olduğunu unutmak istemeyen kadınlardır. Onu belirtme gereği duydum:)

Ben iş kadınlarının o alımlı kıyafetleri ve dik duruşlarına özendiğim için öğretmenlik yerine işletme okumayı tercih etmiş biriyim. Bu tercihim neticesinde hayalini kurduğum iş kadını statüsüne de eriştim açıkcası ama bunun hiçde hayal ettiğim nitelikte olmadığını anlamam çok uzun sürmedi. Türkiye’nin en büyük bankalarından birinin sınavına girip kazandım mezuniyetin ardından. Hayat bana gerçek yüzünü ailemden uzak bir şehire atanmam neticesinde gösterdi Gaziantep ilk görev yerimdi (bununla ilgili de bir hikayem var ama size daha sonra anlatacağım), şehre iner inmez ev arama telaşına başladım ve sağolsun arkadaşlarım ve yakınlarım sayesinde kısa sürede buldum. Buldum ama siz birde bana sorun maaşım 850 TL ama ben ev için depozito kira ve peşinat olmakla birlikte üç maaş borçlandım daha maaşımı almadan bu noktada uzun süre babamın desteği beni kurtardı. Duyanda kızı işe girdi diye sevinmiştir babacağazımın. Tek sorun maaş olsa yine iyi tımarhaneden farksız bir şubeye düştüm şansımdan bıraksan herkes birbirini sorgusuz öldürür. Birde müdürümüz var sormayın 40 yaş üstü bekar gerisini siz düşünün kesintisiz her gün ağlıyorum evdekilere ben istifa edeceğim diye ama cesaret yok malum ülkem gerçeği işsizlik. Üniversite de yırtık pantolonlar, spor ayakkabı oh mis dert yok tasa yok iş hayatı öylemi tıkır tıkır giyineceksin hepsi para ben memur çocuğu memur zaten üç maaş borçlu başladım. İki kere eve gönderildim üstümü değiştirmem için off off yani. Neyse bu bankada zar zor gidip geliyorum zaman içinde bankacı standartlarına uyum sağlıyorum ama içimde beyaz yakalı olma konusunda sürekli bir isyan sormayın gitsin… Şube desen zaten dallas ben sudan çıkmış balık ağla da ağla sürekli. Bu esnada bankaya havale için bozuk Türkçesiyle işlem yapmaya çalışan biri geldi. İnanılmaz yoğun bir gün  gişede iki kişiyiz diğerinin bir şeyden anladığı yok üstümdeki yükün altında pasiflora bağımlısı oldum düşünün. Bu bozuk Türkçe’si olan kişi yurt dışı havale yapmak istiyor ve bunu sadece ben yapıyorum koca şubede bekleyenlerin arkasına eklendi bitse de bir nefes alsam diyorum ama yok. Neyse sırası geldi ben masrafı uçurdum sırf yapmasın diye olsun dedi, sinir tavan yapmış bende insafsızca masraf aldım ama bu sırada naif beyaz elleri dikkatimden kaçmadı  kafamı kaldırdım baktım yüzüne eros devreye girdi.. Evet anlaşılacağı üzere o bankanın bana tek katkısı eşimle tanışmam oldu. O havale neredeyse üç hafta gitmedi ve kader ağlarını ördü:)

Hayatımın iyiki kısmında yer alır hep eşim yabancıdır da hatta biz hep zorla sınandık evliliğimiz ilişkimiz ama hiç bir zaman birbirimizi kırmadık. Belki bu kadar zor sahip olunca kıymet bilmek daha kolay oluyor. Samimi söylüyorum size daha bağrış çağrış kavgamız olmamıştır bizim..Bir iki yıllık tanıma evresinden sonra gerçekten unutulmaz bir evlilik teklifiyle( bunu da sizinle uzun uzun paylaşıcam güleriz) hayatımızı birleştirdik. Bu arada ben o bankadan istifa edip başka büyük bir firmaya girdim. Evliliğimizin altıncı ayıydı yanlış hatırlamıyorsam hamile olduğumu öğrendim itiraf edeyim maddi açıdan bu sorumluluk bize ağır geldi ve beklemediğimiz bir haberdi ama herşeye rağmen bu hayatta bizi en mutlu eden haberdi. Şimdi bir buçuk yaşında bir kızım var ve hayatımın anlamı onunla değişti diyebilirim. Ona hamile olduğum sürede mevcut işimle ilgili olarak da bin bir türlü sıkıntılar yaşadım bu sorunlar binbir türlü ah ile iş hayatımı noktalamama kadar gitti. Şimdi yine çalışıyorum aktif olarak ve inanılmaz zor zamanlar yaşadım ve yaşıyorum herkes gibi hayatta beni ençok üzen ise yaşadığımız anın kıymetini bilememek görevmiş gibi yaşamak. Bize verilen ömrü mesai saati gibi görmek..
Yazmak nerden aklına geldi derseniz işte yazmak benim en büyük tutkum şu ana kadar tamamı el ile yazılmış on tane günlüğüm var ve melantis edebiyat gibi bir dergide de köşe yazarlığım. Sonuç itibariyle kendim için sevdiğim için yazıyorum benim gibi olan kendini öteleyenler için yazıyorum ve benden geriye kalan tek şeyin bir gün yazılarım olacağına da inanıyorum.. Anlayacağınız gibi gerçek bir hikayeyim öyle sürekli gülen ve her biri farklı mekanlarda çekilmiş aşırı süslü sosyal medya pozlarım yok. Hayatım, telaşım, kızım ve gerçeklerim var benim.
Birde en sevdiğim söz “Elimizde bunlar var mutlu olmaya yetmez mi?”…

Duygu Maghrabi

Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!